< Hanzade Servi-Mizahın Aynadaki Yüzü - Blogcu





Kadınlar çiçektir (Bölüm 1)

(Sokakta bir “kadına şiddete hayır” mitingi. Kadınlar, ellerinde pankartlarla slogan atıyor. Kadınların hepsi modern görünüşlü kadınlar ama aralarında bir tane “kenar mahalle” modeli kadın da var. Dayaktan yüzü gözü mosmor. Elinde de su bidonu var.

Pankartlar:

Kadınlar çiçektir

Kadına kalkan ellen kırılsın

Kadına şiddete hayır

Modern kadınların başındaki: Fevriye (Tam bir feminist)

Yardımcısı: Leyla

Mor gözlü kadın: Hamdiye)

 

Kadınlar

(Slogan şeklinde bağırırlar)

Kadına kalkan eller kırılsın!!!

 

Leyla ile Fevriye

(Slogan şeklinde)

Kadınlar çiiiiçektir ve çiiiçekler suuu is-ter, dööövül-mez!

 

Leyla

Ya bu pek olmadı galiba. Kulağa ahenkli gelmiyor.

 

Fevriye

Olsun, olsun. Bağır sen. Suuuu ister, döööö-vül-meeez!!!

 

Hamdiye

(Fevriye ile Leyla’ya)

Affedersiğiizz, bu ne zaman bitçek? Gocam beşe kadar saldı. Pazara gitçem deyi çıktım.

 

Fevriye

(Kızar)

Şuna bakın şuna! Anlayış sıfır! Kendine saygı sıfır! Eziklik desen, yıldızlı pekiyi! Nedir bu Hamdiye?

 

Hamdiye

Son dediğini saymazsak bizim oğlanın garnesine benziyo.

 

Fevriye

Bu kadınlarımızı nasıl bilinçlendireceğiz Leyla? Nasıl kendine gelecekler?

 

Hamdiye

(Kafasının sağını gösterir)

Şuraya vurunca bilinçleniyom ben. Sonra soğan goklatırsanız da gendime geliyyom. 

 

Fevriye

Nasıl yani orana vurunca bilinçleniyorsun?

 

Hamdiye

Vur bak bi. Vur vur cekinme. Hemen bilinçleniveririm.

 

Fevriye

Ay şaka gibi! Biz burada şiddete karşı toplandık. Kadın “vur” diyor. Kadın kadına şiddet uygularsa, adamlara ne diyeceğiz Hamdiye?

 

Hamdiye

Ben bişey demiyom valla. Geçen diyecek oldum. “Çorba tuzsuzsa gatıver kendin tuzu” dedim. Aha burama bi vurdu. Anında bilinçlendim.  Bi daha ağzımı açmadım valla .

 

Fevriye

Sen ağzını açmazsan, ben ağzımı açmazsam, ne olacak Hamdiye?

 

Hamdiye

Yemek yiyemeyiz gııız, ara sıra açıcan tabi.

 

Fevriye

Ay bi de şaka yapıyor. Şimdi deliricem. Yelle beni Leyla.

(Leyla elindeki pankartı Fevriye’ye sallar)

Leyla

O bidon ne Hamdiye?

 

Hamdiye

Siz öyle “gadınlar su ister” diye bağırıverince, ben de hemen eve goşup bidon getirdim su dağıtçaksınız herhalde diye. İstiyom valla ben de su.

 

Fevriye

Ben burada sizin için çalışıyorum Hamdiye. Sen iyi ol diye. Mor gözle gezme diye.

 

Hamdiye

Ama bu yazın tirendiymiş mor renk. Modayı neyin de takip etmek lazım.

 

Fevriye

Ay! Ay fena olucam! Götür şunu biraz Leyla. Ben kendime geleyim.

(Leyla hemen Hamdiye’yi tutup çıkar. Diğer kadınlar eyleme devam etmektedir. O sırada maganda tipli bir adam ve daha korkak tipli bir adam mitingin yapıldığı yere gelir.)

Maganda: İhsan

Arkadaşı: Semih

 

İhsan

Koş lan Semih, kalabalık var! Galeyana gelelim!

 

Semih

Ya abi n’olur gelmeyelim. Sen galeyana geldiğinde arada hızını alamayıp bana da dalıyorsun. Ömrüm senin galeyanların yüzünden hastanelerde geçiyor.

 

İhsan

Ne tırsık adamsın be Semih. Toplum bilinciylen galeyana geliyoruz herhalde. Sen de bir nevi kahraman oluyorsun. İleride torunlarına anlatacağın şeyler bunlar.

 

Semih

Torunlarıma devamlı senden dayak yiyip hastanede yattığımı mı anlatıcam abi?

 

Kadınlar

(Slogan şeklinde)

Kadına uzanan eller kırılsın!!!

 

İhsan

(Kadınların slogan attığı tempoyla elini havaya kaldırarak)

Höy löy löy lö lö lö lö löy!

 

Semih

Abi ne dediklerini duyuyor musun? Bari mantıklı yerlerde galeyana gel. Kadına uzanan eller kırılsın diyor.

 

İhsan

Galeyan bu Semih, bekler mi? Ahanda şimdi galeyanım geldi, dur tutayım, evde yaparım diye bir şey değil ki. Vallahi coştum ben. Ne güzel bağırıyorlar. Höy löy löy eller kırılsın, löy löy!!!

(Fevriye gelir)

Fevriye

Beyefendi, gözlerim doldu vallahi. Bir erkek olarak bu mitinge gelmeniz, bize katılmanız ne güzel.

 

İhsan

Haliyle erkek olarak gelicem. Ameliyat olup mu gelicem?

(Semih’e)

Ne diyo lan bu?

 

Semih

Abi demiştim sana. Bu miting sana göre değil. Anlamadın ki.

 

Fevriye

Eşiniz nerede? O da geldi mi?

 

İhsan

Yok, o evde yatıyor.

 

Fevriye

Vah vah, hasta mı kendisi?

 

İhsan

Yok, ben dün akşam ağzını bununu kırdım da.

(Fevriye ile İhsan birkaç saniye bakışırlar. )

İhsan

(Semih’e)

Niye bakıyo bu Semih?

 

Semih

Kızdı sanırım abi. Ben bunların ne zaman nasıl tepki verdiklerini bilmiyorum. Her an her şeyi yapabilirler. Feminist abi bunlar, anlamıyorsun ki. Ühüüü, mahveder bunlar bizi abi. Sözlüyüm ben, evlenicem daha. Yaktın beni!

 

İhsan

Sus lan, ağlama karı gibi.

 

Fevriye

Beyefendi, siz karınızı mı dövdünüz?

 

İhsan

Hee. Ama valla kendi karımı dövdüm. Başkasının karısını dövmem yani. Benim de prensiplerim var.

 

Fevriye

Burada niye toplandığımızı biliyor musunuz?

 

İhsan

Eller kırılsın falan diye bi laflar duydum da. Hayır yani kırılacak el varsa, hemen kıralım, yardım edelim icabında diye koşup geldim. El, burun, ayak barnağı… Çok güzel kırarım. İster acılı ister acısız.

 

Fevriye

İlgileniyormuş gibi görünmek istemem beyefendi ama acısız nasıl kemik kırıyorsunuz ki?

 

İhsan

(Kafasının bir yanını gösterir)

Önce aha şuraya bir darbe yapıyoruz. O zaman suratta salak bir ifade eşliğinde uyuşma gerçekleşiyor. Sonra nereyi kırarsan kır. Pamık sürtüyormuşun gibi yımışacık halloluyor iş. Sevdiklerim için o yöntemi kullanıyorum.

 

Fevriye

Sevdiklerinizi niye dövüyorsunuz beyefendi, manyak mısınız siz?

 

İhsan

Estağfırıllah, o sizin kendi manyaklığınız.

 

Fevriye

Neee??????

 

İhsan

(Semih’e)

Bak ne nazik, kibar konuşuyom kadınlarla. Bak da öğren.

 

Semih

Abi bugüne kadar senden bir sürü şey öğrendim ama hiçbiri bir işime yaramadı.

 

İhsan

Tüüü, yazıklar olsun Semih. Koynumda yılan beslemişim valla. Dur şu galeyan bir bitsin, kadınlara yardım edeyim kimin neresi kırılacaksa, sonra sıra sana da gelecek.

 

Fevriye

(Kadınlara)

Bayanlar, bayanlar! Durun biraz. Burada bir arkadaş var. Karısını dövüyormuş.

(Kadınların hepsi pankartlarla İhsan’a saldırmak üzere atılır. İhsan eliyle saldırı savuşturma hareketleri yapar. Semih “Allaaaah imdaaattt!!!” diye bağırıp İhsan’ın arkasına saklanır.)

Fevriye

Durun, durun! Bir dinleyelim önce. Bize bu yakışır. Konuş İhsan. Karını niye dövüyorsun?

 

İhsan

(Semih’e)

Bunlar benim karıyı dövdüğümü nerden biliyo Semih? Müneccim mitingi mi burası?

 

Semih

Sen söyledin ya demin abi.

............Aşağıda "Bölüm 2"den devam ediyor................

Kadınlar çiçektir (Bölüm 2)

..........1. bölümden devam....................

İhsan

Haaa…

(Kadınlara)

Valla, değişiyo tabi hep.

 

Kadınlardan biri

Hep mi? Demek karını devamlı dövüyorsun?

 

İhsan

İlk evlendiğimizde her gün dövüyordum ama şimdilerde o eski heyecan kalmadı tabi. Monotonlaştı ilişkimiz. Artık haftada iki kere falan dövüyorum.

 

Başka bir kadın

Ayol aşk mı bu yıllar geçtikçe monotonlaşsın?

 

İhsan

Doğru aslında. Yine her gün dövmek lazım. O da kızıyor tabi “beni ihmal ediyorsun, başka biri mi var, kimleri dövüyorsun da yorgun olup bana enerjin kalmıyor” diye…

 

Kadınlardan biri

Başkalarını da mı dövüyorsun?

 

İhsan

Yok valla. Ben başka kadına el kaldıracak adam mıyım? Gözüm o konuda hâlâ karımdan başkasını görmez.

(Leyla ile Hamdiye gelir. Hamdiye sırıtıyor)

Hamdiye

Ay ne güzel laflar onlar İhsannnn.

 

İhsan

Lan? Ne işin var senin burada? Hani evde yatacaktın bugün?

 

Fevriye

(Hamdiye’ye)

Hani kocana pazara çıkıcam demiştin?

 

İhsan

Hem bana hem karıya mı yalan söyledin kız?

 

Fevriye

Karı mı?

(Kadınlardan biri o an gaza gelip yine slogan atar)

Kadınlardan biri

Kaadınlar çiiiçektir ve çiiiçekler…

 

İhsan

Sus lan!  Ne çiçeği?

(Karısını gösterir)

Neresi çiçek bunun? Bıyıkları var resmen. Bıyıklı çiçek olur mu?

 

Fevriye

Karınızın bıyıkları varsa, bu sizin suçunuz beyefendi.

 

İhsan

Haydaaa!

 

Hamdiye

Hep vardı bıyıklarım, bilmeyo muydun evlenmeden önce?

 

İhsan

(Saldırır)

Cevap veriyo bi de!!!

(Semih’le Fevriye tutar)

Fevriye

Sorununuzu mantıklı bir psikolojik empati toplantısıyla çözeceğiz.

 

İhsan

Büyür?

 

Fevriye

İhsan Bey, siz kendinizi karınızın yerine koyun.

 

İhsan

Karı mı olcam yani? Ne diyon lan sen?

 

Fevriye

Mahsuscuktan beyefendi. Karınızın ne hissettiğini anlamanız için. Hamdiye, sen de kocan ol. Hadi konuşun.

 

İhsan

(Kadın gibi konuşur)

Ben Hamdiyeee, bıyıklarım vaarrrrr…

 

Hamdiye

Ben de İhsaan, benim de var n’olcekkkkk!!!

(Susarlar)

Semih

Çözüldü mü şimdi sorunlar? İhsan Abi bi daha kimseyi dövmeyecek mi?

 

İhsan

Cidden bir hafifledim aslında.

 

Fevriye

Ay saçmalamayın! İhsan Bey, karınızı dövdüğünüzde zavallı kadının ne hissettiğini anlamanız gerekiyor.

 

İhsan

Haa, öyle desene. Ben uyuşturup dövüyom. Bişi hissetmiyo. Di mi kız?

 

Hamdiye

Heee, beyimdir. Hem sever hem uyuşturup döver. Aha burama vuruyo, mis gibi uyuşuyo. Sonra soğan goklatıyo. Uyanıyom.

 

Fevriye

Allahım sen sabır ver!

 

Kadının biri

(Slogan atar)

Kaadınlar çiiiçektirrr!

 

Fevriye

Ay sus be sen de kulağımın dibinde. Öhö, neyse… Hamdiye, kocanmış gibi yap, bağır hadi ona.

 

Hamdiye

Çorbanın tuzunu niye az koydun Hamdiyeeee?

 

İhsan

Haaah, ver bakalım cevabı, ne güzel sordun. Çorbanın tuzunu niye az koydun Hamdiyeee?  Sen beni delirtmek mi istiyonnn?

(Saldırır. Semih’le Fevriye tutar.)

Fevriye

Siz cevap vereceksiniz İhsan Bey.

 

İhsan

Haaa. Ne bileyim ben. Ben koymadım ki tuzunu.

 

Hamdiye

Ben de koymadım.

 

İhsan

(Saldırır)

Ulan bi de itiraf ediyo marifet gibi.

 

Fevriye

Bakın İhsan Bey, burada kaç tane kadınız. Bi girişsek sizi döveriz valla.

 

Leyla

Aman Fevriye Hanım, biz şiddete karşı toplanmadık mı buraya? Kimi dövüyoruz?

 

İhsan

Yürü kız eve. Bir daha mitingde falan görmiycem seni!

 

Hamdiye

Ama su verceklerdi İhsaaaan… Bak bidonla geldim.

 

İhsan

Niye vermiyonuz lan suyu? Ne biçim miting bu? Elimiz boş mu dönücez?

 

Fevriye

(Çok kızar, dayanamaz; İhsan’a saldırır)

Aaaaayyyy tutmayın beni!

(Fevriye İhsan’ı çok kötü dövmeye başlar. )

Hamdiye

Bıııraaakkk kocamııı beeee…

(Hamdiye de Fevriye’nin üzerine çullanır. Diğer kadınlar da koşar.)

Kadınlar

Dayan, yettik Fevriye Hanım!

(Semih tam aradan sıvışıp kaçacakken, kadınlardan biri onun da kafasına pankartı indirir. Hepsi birbirini dövüyor. O sırada medya gelir.)

Muhabir

Kadına şiddete hayır mitingi burada yapılacaktı, di mi?

 

Öbür muhabir

Evet, tam bu saatte olması lazım.

 

Muhabir

(Kavga eden kalabalığa)

Affedersiniz, şiddete hayır mitingi burası mı?

 

Fevriye

(Çıldırmış bir ses tonuyla)

Görmüyor musun kardeşim? Burası işte!!!

(Biri saçını çeker, Fevriye yine kavgaya dalar.)

Öteki muhabir

Herhalde kavgalı bir gösteriyle protesto ediyorlar.

(Kadınlar muhabirlerin kafaya da pankart geçirir. Sonra kavga biter. Hepsi yerde yatıyor.)

Fevriye

Evet İhsan Bey, kendinizi karınızın yerine koydunuz mu?

(İhsan yattığı yerden kolunu kaldırır.)

İhsan

Bi kaldırabilsem koyacam elimin tersiyle ama, aaaahhh…

 

Fevriye

Eeee, evet sevgili kadına şiddete hayır grubu, bu aramızda kalıyor, tamam mı?

 

Kadının biri

(Yattığı yerden)

Kaaadınlar çiiiiçektirrrrr…

 

İhsan

Ne biçim çiçek lan bunlar? Birinin bıyığı var, birinin çenesi durmuyo.

 

Fevriye

(Muhabire)

İşte şiddete bu yüzden karşıyız Muhabir Bey. Muhabir Bey?

(Muhabir dayaktan bayılmış)

Muhabir Beeey?

 

Hamdiye

Ya bu bidon boş galdı. Ne zaman su verceğiniz?

hanzadeservi@gmail.com

Hastane

(Hastane koridorunda oturacak yerlere bi kadınla adam oturmuş. Yanlarında bir sedyede yaşlı bir adam yatıyor. O sırada kadınla adamın önünden beyaz gömlekli bir doktor hızla geçer.)

Adam: Yiğit

Kadın: Nazan

 

Yiğit

(Doktorla konuşmak için ayağa fırlayarak)

Affedersiniz Dok……

(Doktor hiç durmadan gider)

Tor.

(Yiğit yine oturur. Bir hademe, elindeki ciğerle girer.)

Hademe

(Ciğeri sallayarak)

Bu ciğer kimin? Ciğerini düşüren hasta? Hüyooo?

 

Yiğit

Beyefendi ciğer hastanınsa size nasıl cevap versin ki ciğersiz ciğersiz?

 

Hademe

Verecek kardeşim! Ben ciğerlerin bekçisi miyim?  Ciğer mi basıyoruz burada? Bana bak, senin mi bu ciğer, doğru söyle.

(Yiğit’e doğru ciğeri sallar. Yiğit geri çekilip iyice oturduğu yere yapışır)

Yiğit

Değil kardeşim. Çeksene şunu burnumdan.

 

Hademe

Ne iğreniyon lan? Bunu bulamayan da var. Şimdi pencereden sallasam elli kişi kapar. Bana bak, seninse bu ciğerini sökerim ha!

 

Yiğit

Benimse nasıl sökeceksiniz ki, zaten sökülmüş?

(Hademe bağıra bağıra gider)

Hademe

Ciğeri düşen? Ciğerrr, hüyooo?

 

Nazan

Yiğit ben korkuyorum, gidelim ne olur.

 

Yiğit

Korkmanın bir faydası yok Nazan. Muayene olmam lazım.

 

Nazan

Ay burada ölsek kimsenin haber olmaz.

 

Yiğit

Yok, hademe iyi birine benziyordu. En azından bizi bahçeye süpürür herhalde. 

(Karnını tutup kıvranır)

Ayyyy, bu ishal beni öldürecek zaten.

(Doktor yine önlerinden geçer. Yiğit ayağa fırlar)

Yiğit

Dok……

(Yiğit ‘doktor’  kelimesini bile bitiremeden doktor yürüyüp gider)

Tor…  Nazan ben tuvalete gidiyorum.

 

Nazan

(Panikle Yiğit’İn kolunu tutar)

Gitme! Beni burada bırakma!

 

Yiğit

Saçmalama Nazan, bırak kolumu. Bir an önce tuvalete yetişemezsem olacaklara karışmam.  Valla aşkımız bile bitebilir.

(Yiğit koşarak gider. O gittiği gibi kuşkuyla etrafı süzen, biraz kaçık gibi görünen bir adam, Nazan’In yanına oturur.)

Nazan

Şey, orası dolu.

 

Adam

(Oturduğu yeri süzerek)

Dolu derken?

 

Nazan

Kocam oturuyor orada.

 

Adam

Bende de var aynı hastalık.

 

Nazan

Siz de mi ishalsiniz? Tuvalet şu tarafta.

 

Adam

Yok, senin hastalıktan var bende.

 

Nazan

Benim hastalığım yok ki?

 

Adam

(Nazan’a “çaktırma” anlamında göz kırparak)

Benim de yok. Sadece orada burada olmayan adamlar görüyorum.

 

Nazan

Ben olmayan adamlar görmüyorum ki?

 

Adam

Niye boş koltuğa dolu diyorsun o zaman, manyak mısın?

 

Nazan

Dolu diyorum, çünkü kocam oturuyor orada.

 

Adam

Ne zamandır?

 

Nazan

Yarım saat falan oldu biz geleli.

 

Adam

Ben şu an kocanın üzerinde mi oturuyorum?

 

Nazan

Yok, tuvalete gitti.

 

Adam

Hep öyle derler.

 

Nazan

Kimler?

 

Adam

Olmayan adamlar görenler.

 

Nazan

Kocam şimdi gelecek.

 

Adam

Tabi tabi. Başhekim ne diyor?

 

Nazan

Kime?

 

Adam

Bana pembeyle yeşil bir hap verdi mesela. İkisini beraber içince bırak olmayanları, olan insanları bile görmüyorum.

(Nazan korkuyla biraz öte yana çekilir. O başka tarafa bakarken, adam kalkıp gider. Yiğit gelip oturur. Nazan yanındaki koltuğa bakıp Yiğit’i görünce korkar. )

Nazan

Ay! Nerde kaldın Yiğit? Manyak bir adam vardı burada. Senin yerinde oturdu. Ben kocam oturuyor orda dedim ama başhekim hap vermiş buna, olmayan insanları görüp, olan insanları görmüyormuş. Korkuyorum Yiğit. N’olur gidelim.

 

Yiğit

Hem ishalim hem ateşim çıktı Nazan. Bir doktora görünmem lazım.

 

Sedyedeki adam

Aaaaayyy!!!

(Yiğit’le Nazan korkudan zıplar. )

Nazan

Ay Yiğit, bu adamın kimsesi yok mu ki?

 

Yiğit

Niye? Evlat mı edineceğiz kendisini? Angeline Jolie miyiz biz?

 

Nazan

Ne diyorsun Yiğit yaa?

 

Yiğit

Havale geçiriyorum galiba.

(Kıvranır)

Ayyyy!!! Ben tuvalete gidiyorum Nazan.

(Yiğit koşarak gider. O gittiği gibi hademe tekrar girer. Bu  kez elinde ciğer yok)

Hademe

Bağırsaklarını elinde tutup koşan bir adam gördün mü?

 

Nazan

Evet, korku filmlerinde. Onda bile bakamadım.

 

Hademe

Biz de bakamadık zaten. Önce doktor yoktu. Sokra doktor geldi, adam kayboldu. Adamı bulduk, bu kez bağırsakları yoktu. Kedi kapmış. Doktor kediyi aramaya gitti. Kedi ağaca çıkmış. Ağacı balta kesmiş. Balta suya düşmüş. Sonrası iyice karışık.

 

Nazan

Suyu inek mi içmiş?

 

Hademe

Ne ineği bacım, ne saçma şeyler söylüyorsun sen öyle. Asabiye doktorunu mu bekliyorsun?

 

Nazan

Ben mi saçma şeyler söylüyorum???

 

Hademe

Bağırsakları elinde bir adam görürsen, Murtaza seni arıyormuş de.

(Hademe gider. Yiğit gelir.)

Yiğit

Ay içim dışıma çıktı. Doktor hâlâ yok mu Nazan?

 

Nazan

Bir hastanın bağırsaklarını kedi çalmış. Doktor onu aramaya gitmiş.

 

Yiğit

Ha?

 

Nazan

Kedi ağaca çıkmış.

 

Yiğit

Haaa… İyi, ben de o ağacı arayıp bulayım bari. Doktoru orada yakalarım.

(Yiğit kalkıp gider. Nazan arkasından seslenir)

Nazan

Ama ağacı balta kesmiş? Yiğit? Sen doğrudan ineğe gitsen? Ay eve dönelim, Yiğiiiiiitttt?

(Öbür taraftan deli adam tekrar gelir. )

Adam

(Boş sandalyeyi göstererek)

Kocan hâlâ orada mı?

 

Nazan

Hayır. Doktor, bağırsakları çalan kediyi aramaya gitmiş. Kocam da onun peşinden gitti.

 

Adam

Oturdukça kötüleşiyorsun.

 

Sedyedeki adam

Aaaayyyy!!!

 

Nazan

Amca senin kimsen yok mu?

 

Adam

Bir aydır burada o.

 

Nazan

Nereden biliyorsunuz?

 

Adam

Ben de bir aydır buradayım.

 

Nazan

Bir aydır ne yapıyorsunuz hastanede?

 

Adam

Tam gidecekken, her seferinde bir eşi, dostu, tanıdığı görüyorum. Sohbet falan derken gidemiyorum.

(Yanında biri varmış da onun omzuna elini atmış gibi yapar)

Mesela bu Hilmi Dayım.

 

Nazan

Hevesinizi kırmak istemem ama orada kimse yok.

 

Adam

(Boş sandalyeyi gösterir)

Kocanla tanıştırmak istiyorum belki?

 

Nazan

(Kızar)

Benim kocam gerçekten burada!

 

Adam

Tabi tabi.

 

Nazan

Kedi hastanın bağırsağını çalmış. Doktor onu aramaya gitti. Kocam da doktoru aramaya gitti. Bunun nesini anlamıyorsunuz?

 

Adam

Doktor kedi mi?

 

Nazan

Doktor niye kedi olsun ki?

 

Adam

Bizim bi Şükriye Teyze vardı, su aygırıydı. Oluyor böyle şeyler.

(Adam  gider. Yiğit gelir.  Elinde iki plastik bardak var.)

Yiğit

Al hayatım, kahve. Belki bana da iyi gelir. Benimki şurada dursun.

(Nazan’ınkini verir, kendisininkini boş sandalyeye koyar.)

Nazım Amca’nın karısının cam silerken beli çıkmış, o da buradaymış. Beklerken bir ziyaret edeyim bari.

 

Nazan

Yaa, Gitme Yiğit. Beraber eve gidelim n’olurrrr…

 

Yiğit

Doktoru bulmama çok az kaldı Nazan. Kediyi yakalamışlar ama bağırsağı ne yaptığını söylemiyormuş. Doktor onu sorguya aldı.

(Yiğit gider. Elinde çantayla bir adam gelir. Adam çantayı açıp, içindekileri Nazan’a gösterir. Biz göremiyoruz.)

Çantalı adam

Göz lazım mı abla?

 

Nazan

(Çantanın içine bakınca korkar)

Ciyyaaakk!!! Niye lazım olsun ki?

 

Çantalı adam

Ondan bundan artan gözler bunlar. Her rengi var. Niye lazım olmasın abla? Al evde dursun. Eşe taktırırsın, dosta taktırırsın. Sudan ucuz.

 

Nazan

Niye yaa?

 

Çantalı adam

Okumuş birine benziyon abla. Şimdi çok moda üçüncü göz. İnsanlar üçüncü gözü açılsın diye yıllarca meditasyon yapıyo. Bak, senin bi günde açılacak üçüncü gözün. Bugün dikeriz, yarın denize bile girersin.

 

Nazan

Ay git işine be adam!

 

Çantalı adam

Yarın süper kulak gelicek. Meme de var. Beni ararsan buralardayım

(Çantalı adam gider. Deli adam gelir. )

 

Adam

(Boş sandalyedeki kahve bardağına bakarak)

Dur tahmin edeyim: Kocanın, değil mi?

 

Nazan

Evet. Hatta kendisi getirdi.

 

Adam

Şimdi nerede peki?

 

Nazan

Nazım Amca’sının karısının cam silerken beli çıkmış. Onu ziyarete gitti. Doktor da kediyi yakalamış ama bağırsak yokmuş. Sorgudalar şu anda.

 

Adam

(Tahtaya vurarak)

Ben de kendi halime üzülürdüm. Beterin beteri var valla.

(Adam gider. İki hastane görevlisi, Yiğit’i sedyeyle götürüyor.)

Nazan

Ciyakk!!! Yiğit ne oldu?

 

Yiğit

(Yattığı yerden)

Beni safra kesesi ameliyatı yapılacak bir hastayla karıştırdılar Nazan.

 

Nazan

Niye gerçeği söylemedin?

 

Yiğit

Ameliyathanede mutlaka bir doktor vardır. Derdimi anlatır, ilacımı yazdırır çıkarım. Sen burada bekle.

(Yiğit’i götürürlerken Nazan arkasından bağırır)

Nazan

Nazım Amca’nın karısı nasılmış?

 

Yiğit

Belini oturtan doktora aşık olmuş. Boşanacaklar.

(Yiğit sedyede gider. Hademe, üstü örtülü bir cesedin olduğu sedyeyi Nazan’ın önüne bırakır)

Hademe

Bu burada dursun. Kafasına timsah düşmüş.

 

Nazan

(Korkar)

Durmasın! Ay başka yer mi yok?

(Hademe gider)

Hademe Bey? Alın bunu? Ayyy, içim fena oldu.

(Birkaç saniye durduktan sonra mırıldanır)

Kafasına timsah mı düşmüş?

(Nazan oturur. Deli adam gelir.)

Adam

Allah rahmet eylesin. Kocan mı?

 

Nazan

Ay değil. Bilmiyorum kim. Ama dışarıda şemsiyeyle gezsek iyi olur.

 

Adam

Kocan nerede?

 

Nazan

Safra kesesi ameliyatına girdi.

 

Adam

Niye? Sadece ishal değil miydi?

 

Nazan

Başka hastayla karıştırdılar.

 

Adam

Nazım Amca’nın karısı nasılmış?

 

Nazan

Doktorla kırıştırmış. Boşanacaklar.

 

Adam

Kedi bağırsakların yerini itiraf etmiş mi?

 

Nazan

Ay bilmiyorum! Niye bana böyle abuk sabuk şeyler soruyorsunuz?

(Adam cebinden bir hap çıkarır ve Nazan’a zorla yutturur)

Adam

Yut bakayım şunları.

 

Nazan

Onlar ne? Ay yutmıycam! İmdaaat! (Gulp!)

(Nazan birkaç saniye sabit sabit bakar. Sonra gülmeye başlar)

Nazan

Hahahahahahaha!!!!!!!!!!!!!!!

 

Sedyedeki adam

Aaaaayyyy!!!

 

Nazan

(Ona bir tane patlatarak)

Bağırma kız! Hahahaha…

(Sedyedeki adam Nazan vurunca yere düşer, ölür. O sırada birkaç kez önlerinden geçmiş olan doktor gelir.)

Doktor

Kocanız nerede?

 

Nazan

Benim kocam yok ki, ehehehehe… Uydurdum onu ben, hahahahahaha!!! Olmayan kocalar görüyorum ben, hahahahaha…  I see dead kocassss!!!

 

Adam

Epey ilerlemiş bir vaka Doktor Bey.

 

Doktor

Hmmm…. Buyurun hanımefendi, sizinle ilgilenelim.

(Giderler)

Nazan

Kocam nerdeee? Ağaca çıktıııı… Ağaç nerdeee? Kedi kestiiii, kedi nerdeeee? Üçüncü gözüm var benim, biliyor musunuz Doktor? Dışarda timsah yağmuru yağıyor, aman sıkı giyinin, huhahahahahha!!!!!!!!!!! 

hanzadeservi@gmail.com


 

Mucit yarışması

(Uzun bir jüri masasında üç kişi var. Biri bıyıklı, takım elbiseli bir adam, öbürleri de ciddi giyimli bir kadınla, spor bir sweetshirtün üzerine kravat takmış, manyak bakışlı bir tip.

Bıyıklı adam: Toraman Bey

Kadın: Profesör Burcu Hanım

Manyak bakışlı: Muhittin

Toraman Bey ortada oturuyor.)

 

Burcu

Bu mucit yarışmasını düzenlemek iyi bir fikir miydi bilmiyorum Toraman Bey. 

 

Toraman

Niye öyle diyorsunuz Prosör Hanım? Bizim şirketin ortağı, amcaoğlu sponsor oldu. Reklamımızı yapıyoruz işte.

 

Burcu

Hadi siz reklamınızı yapıyorsunuz. Ben niye jüri oldum ki? Bana ne oluyor?

(Muhittin, havadaki bir sineği yakalamaya çalışıyormuş gibi hareketler yapar. Burcu’yla

Toraman ona şöyle bir bakıp tartışmaya devam ederler.)

Toraman

E evden işe işten eve gidip geliyordunuz. Kocanız yok bişey yok. Size de değişiklik oluyor.

 

Burcu

Rica ederim konuyu başka yönlere çekmeyin Toraman Bey. Belden aşağı vuracaksak, sizin de yabancı hayat kadınlarıyla alem yaparken çekilmiş resimlerinizin gazetelerde yayınlandığı…

Toraman

(öksürerek kadının lafını keser)

Öhhööö! Öhöööööö!!! Helal! Öhööö!

 

Burcu

Helal valla Toraman Bey. Helal olsun size. Jüride bir profesör olsun dediniz, geldim. Bir hafta oldu, henüz işe yarar bir icat görmüş değiliz.

(Sabit sabit tavana bakan Muhittin’e bakarak)

Ayrıca üçüncü jürinin kim olduğunu da hâlâ bilmiyorum.

 

Toraman

Geçen seneki mucit yarışmamızın birincisi kendisi.

 

Burcu

Geçen sene mucit yarışmanız yoktu ki.

 

Toraman

Aman be Prosör Hanım! İlla bi çıkıntı yapacaksınız! Bizim mahallenin delisi bu. Arada bir şeyler icat da eder. Mesela çöp tenekesi kapağı kaldırma sopası, bunlardan biriydi. Gayet uygun bir jüri.

 

Burcu

Çöp tenekesi kapağı kaldırma sopası nedir diye sormayacağım bile. Ben bir deliyle aynı parayı mı alıyorum Toraman Bey?

 

Toraman

(Muhittin duymasın diye korkarak)

Şşşşt! Aynı para olur mu be? Sen prosörsün, o deli.

 

Burcu

E iyi bari.

 

Toraman

O daha çok alıyor.

 

Burcu

NE???

 

Toraman

(Panikle)

Şşşşt!

(Muhittin tenis maçı izler gibi bir sağa bir sola bakmaya başlamıştır)

Toraman

“En fazla parayı bana vermezseniz jüri olmam” dedi, ne yapayım?

 

Burcu

Başkasını bulsaydınız Toraman Bey!

 

Toraman

Anca onla sizi bulabildim.

 

Burcu

Allahım, ben onca kariyeri bu sandalyeye oturmak için mi yaptım…

(Muhittin aniden, hazır ol pozunda ayağa fırlar. Toraman’la Burcu korkar.)

Muhittin

(Şarkı söyler)

Evlerinin önü boyalı direeeek!

(Aniden şarkıyı kesip hemen yerine oturur.)

Burcu

Ne oldu?

 

Toraman

Ne bileyim ben? Deli işte.

 

Burcu

Bugün de doğru dürüst icatlar gelmezse ben bırakıyorum Toraman Bey.

 

Toraman

Bırakamazsın.

(Sözleşmeyi alır masadan, sallar)

Bırakmayın diye sözleşmenin sonuna küçük yazılı maddeler eklemiştim.

 

Burcu

Hiç de küçük yazılar falan yoktu sözleşmede Toraman Bey, atmayın!

 

Toraman

Soğanla yazdım. Ateşe tutunca okunur dediler. Gerçi sözleşmenin bir bölümünü ateşe tutup okumayı denerken yaktım ama olsun. Romantik durdu.

 

Burcu

Onun için mi sözleşme soğan kokuyordu? Ne yazıyordu peki soğanlı bölümde?  

 

Toraman

Kimse yarışmayı kendiliğinden terk et.

 

Burcu

O ne demek öyle?

 

Toraman

Soğanın suyu bitti, terk edemez diye yazamadım. Ama o anlamda yani.

 

Burcu

Öff, neyse. Başlayalım mı?

 

Toraman

Başlıyoruz Muhittin Bey.

(Muhittin aniden hazır ola geçip yine ayağa fırlar)

Muhittin

(Şarkı söyler)

Yerden yere vurdun sen beni feleeek!

(Hemen oturur)

Burcu

Ne oldu?

 

Toraman

Ne bileyim yaa.

(Seslenir)

Buyurun.

(Bir oğlan, küçük bir kadın çantasına, bir halterin ucunu sokmuş. Çantayı, içinde halterle zar zor, yerde sürüye sürüye taşıyor. Getirip ortaya bırakır.)

Burcu

Evet?

 

Oğlan

Süper, di mi?

 

Burcu

Süper olan?

(Oğlan, başıyla nazlı nazlı yerdeki çantayı işaret eder.)

Burcu

İçine halterin bir kısmı konulmuş olan bayan çantası?

 

Toraman

Güzel valla. Beğendim.

 

Burcu

(Oğlana)

Bir saniye.

(Toraman’a)

Ne diyorsunuz siz Toraman Bey? Neyi beğendiniz?

 

Toraman

Ya üç gündür bir sürü abidik gubidik şey gördük. Sıkıldım valla. Birini birinci seçelim de ödül töreni aşamasına geçelim. Takım elbisem, basına vereceğim pozlar, her şey hazır valla.

 

Burcu

En azından insanlığa faydalı bir şey seçelim.

 

Toraman

Faydalı işte bu. Çantaya sokulmuş şey... Halter. Fevkalade.

 

Burcu

Muhittin Bey, sizin şu aşamada Toraman Bey’den daha akıllıca davranmanızı bekliyorum.

 

Toraman

(Burcu’ya alçak sesle)

Ya ne bilsin o deli?

 

Burcu

Benden çok kazanıyor Toraman Bey. Söz hakkı da olmalı.

(Muhittin hemen ayağa fırlar, hazır ola geçer.)

Muhittin

Olmaz olmaz bu iş olamaaaaz!

(Oturur.)

Burcu

Teşekkürler Muhittin Bey.

 

Toraman

Demin de boyalı direk diyordu yaa…

 

Burcu

(Oğlana)

İcadınızın amacı nedir?

 

Oğlan

Kadınların kapkaça uğramasını engelliyor.

 

Burcu

Nasıl engelliyor?

 

Oğlan

Biri gelip çantayı tuttuğu an, çantayı kaldırıyorsunuz ve…

(Kaldırmaya çalışır, çalışır, başaramaz)

Kaldırıp saldırganın kafasına…

 

Burcu

Kapkaççı çantayı kaldıramadığı için de çalamayacaktır tabii. Peki kadınlar bu çantayı nasıl taşıyacak?

 

Toraman

Ya niye zorluyorsunuz genç mucidi Prosör Hanım? Mis gibi icat.

 

Burcu

Sıradaki?

(Oğlan çantayı bu kez sürüyerek de hareket ettiremez. İki iri tip gelir. Biri halterli çantayı, öbürü oğlanı kucaklayıp götürür. Muhittin yine hazır ola geçer)

Muhittin

Bıdı bıdı bıdı çekirge!

(Oturur)

Toraman

Öfff! Sıradaki?

(Heyecanla gülümseyerek bir oğlan gelir. Elinde cep telefonu vardır.)

Burcu

Sakın kordonu olmayan telefon icat ettim demeyin. Çoktan yapıldı o.

 

Tip

Daha iyisini yaptım. Kim Aramamış Cell.

 

Toraman

Nell?

(Tip, küçük, hafıza kartı gibi bir şey çıkarır.)

Tip

Şu elimde görmüş olduğunuz aleti telefona monte ediyoruz. Sonra telefon her akşam, gün boyunca kaç kişinin bizi aramadığını söylüyor.

 

Burcu

Arayanları söylemesi gerekmiyor mu?

 

Tip

İlahi hanımefendi, yapıldı ki o?

 

Toraman

Peki yeğenim, nasıl oluyor bu?

 

Tip

Hemen göstereyim.

(Cep telefonunun birkaç tuşuna basar.)

Dış ses

Diiiit! Bugün sizi 69 milyon 886 bin 742 kişi aramamıştır. Aramayan numaralar: Biir: 0 532…

(Burcu araya girer. Oğlan telefonu susturur)

Burcu

Ay tamam. 69 milyon küsür numarayı dinlemeyeceğiz herhalde. Cidden beyefendi, bu icadınız ne işe yarıyor?

 

Tip

Burnumuzu sürtüp, daha iyi insanlar olmamızı sağlıyor. Ben bir nevi modern çağın Graham Bell’iyim.

 

Toraman

Bence sen tüm çağların Graham Dell’isin.

(“Delisin” derken eliyle deli işareti yapar)

Neyse, nasıl oluyormuş anlat.

 

Tip

Mesela telefonunuz kapalıyken, sizi beş kişi aramış falan diye mesaj geliyor ya. Biz de seviniyoruz beş kişi aramış diye. Kasım kasım kasılıp kendimizi önemli hissediyoruz. Ama benim icadım, o gün sizi kaç kişinin aramadığını söyleyerek, o beş kişinin aslında ne kadar az olduğunu gösteriyor.

 

Burcu

Belki o beş kişinin araması, benim için 69 milyon küsür kişinin aramasından daha önemlidir beyefendi?

 

Tip

Olmaz hanımefendi. 69 milyon küsür kişi için siz bir hiçsiniz. Düşünsenize, aramıyorlar bile sizi. Sizsiz planlar yapıyorlar, hayatlarını siz olmadan yaşıyorlar.

(Ağlamaya başlar)

Ölsem cenazeme gelmez o 69 milyon küsür kişi. Olmaz olsun lan onlar! Onlar beni aramazsa, ben de onları aramam işte, ühüüüü!

(Telefonu yere atıp üzerinde tepinmeye başlar. )

Burcu

Eeee, tamam. Biz sizi ararız.

 

Tip

Aramasanız da bileceğim nasıl olsa aramadığınızı.

(Tip çıkar. Muhittin kalkar, hazır ola geçer.)

Muhittin

Telgrafın tellerine kuşlar mı konaaaar…

(Oturur.)

Toraman

Bak, o da saçma buldu. Böyle telefon olacağına, telgrafla haberleşiriz daha iyi diyor.

 

Burcu

Toraman Bey, soğanla yazdığınız o kısmın gerçekten geçerliliği var mı? Yoksa ben bırakacağım.

 

Toraman

Olmaz mı Prosör Hanım? Nimetle yazıldı o. Sıradaki?

(Bir oğlan, kel bir adamla gelir. Plastik tabureyi yere koyup adamı önüne oturtur. )

Tip

Mucize bir saç çıkarıcı icat ettim.

 

Burcu

Buyurun.

(Tip jöle gibi bir şeyi, kel adamın kafasına bol bol sürmeye başlar.)

Tip

Saçınız mı yok! Dordomak sürün!

 

Toraman

Dordomak ne lan?

(Muhittin ayağa fırlar)

Muhittin

(“Biir biir biri birilerine” şarkısına uyarlayarak)

Door door doru dorularına, sürer sürer sürer dururum…

(Oturur.)

Toraman

Bak, garibi de delirttin.

 

Tip

İcadıma isim koydum efendim.

 

Toraman

Başka isim mi bulamadın?

 

Burcu

Aman Toraman Bey, tek kusuru ismi olsun. Sizi bekliyoruz Beyefendi.

(Tip jöleden biraz daha sürer. Sonra kel adamın önüne geçer (jüriye arkası dönük) ve alelacele, adamın kafasına bir peruk geçirir ve yine adamın arkasına geçer.)

Tip

Ta-taaaam!

 

 Burcu

Ne “ta-taaam”ı yaa? Basbayağı peruk taktınız arkadaşa? Gördük hepimiz.

 

Toraman

Öhö, ben görmedim. Aaa, çıkmış adamın saçı. Helal olsun valla.

 

Burcu

Ne diyorsunuz Toraman Bey!

 

Toraman

(Burcu’ya eğilip daha alçak sesle)

Ya üç gündür içime fenalık geldi Prosör Hanım. Birini seçelim de eve gidelim yaa. Ödül töreninde yapacağım konuşma hazır. Takım elbisemi bile diktirdim, söylemiş miydim?

 

Burcu

Tamam da Toraman Bey, bari en makul olana verelim ödülü. Bu düpedüz sahtekar. Aramayan numaraları gösteren alet bile bir emek ürünüydü.

 

Toraman

İlla gıcıklık yapacak!

 

Burcu

Kusura bakmayın, altında imzam olan bir iş bu. Bu adam birinci olmayacak.

(Tiplere)

Gidebilirsiniz.

(Tipler çıkar. Çıkarken tip, hâlâ reklamını yapıyordur)

Tip

Dordomaaak, anında saçlarınızı çıkarır.

(Yanındaki adama)

Savurt saçları.

(Tip, peruğu savurta savurta çıkar.)

Toraman

Sıradaki?

(Bir tartıyla bir tip gelir. )

Tip

Hanımefendi, gelin tartıya çıkın.

 

Burcu

Niye? Yani tamam, birkaç kilo fazlam olabilir ama…

 

Tip

Lütfen…

(Burcu bozulur ama belli etmemeye çalışarak gelir, tartıya çıkar. Bakar.)

Burcu

Kırk beş kilo mu? Ama ben kırk beş kilo değilim ki?

 

Tip

Artık öylesiniz. Bu tartı, moral düzelten tartı.

 

Burcu

Ama aynaya baktığımda gerçeği göreceğim?

 

Tip

Onun da çaresini buldum. Lunapark kahkaha aynalarından zayıf gösterenini yürüttüm.

 

Toraman

Ne güzel, ne güzel. Ben bizim hanıma hemen bir set alayım. Kaça?

 

Burcu

(Kızar)

Toraman Bey!

(Tipe)

Ama sizin hiçbir emeğiniz yok ki bunlarda?

 

Tip

Tartıyı ben kendim ayarladım. Aynayı da bizzat ben çaldım. Rica edicem yani!

 

Burcu

Biz sizi ararız.

(Tip çıkar. Burcu yerine oturur.)

Burcu

Öf! N’apacağız Toraman Bey?

 

Toraman

Uykum geldi yaa.

(Muhittin, bir sineklik bulmuş, masanın her yerine vurmaktadır. O sırada içeri bir kadın girer. Elinde şemsiye vardır. Çok sıkılan Burcu, kadın içeri girdiği gibi heyecanla bağırır.)

Burcu

İşte bu!

(Kadın korkar. Etrafa bakar.)

Burcu

Elinizdeki nedir hanımefendi?

 

Kadın

(Şemsiyeye ifadesiz gözlerle bakarak)

Şemsiyeeeeee?

 

Burcu

Ne işe yarıyor?

(Kadın, deli olduklarına inanmıştır. Karşısındaki manzara, şemsiyenin ne olduğunu bilmiyor gibi gözüken bir kadın, başı önüne düşmüş, uyumaya başlamış  bir adam (Toraman) ve sineklikle etrafa

vuran, olmayan sinekleri kovalayan başka bir adamdır.)

Kadın

Ben adres soracaktım.

(Burcu koşarak kadının yanına gelir. Kadın, korkup, kılıç tutar gibi şemsiyeyi önüne uzatır.)

Burcu

Ne yapıyorsunuz bununla?

 

Kadın

Yağmurdan korunuyorum ama manyakları dövmeye de yarıyor.

(Burcu, elindeki madalyayı kadının boynuna takar.)

Burcu

Bravo! Buyurun.

(Bir de çek uzatır.)

Bu da çekiniz.

(Masaya dönüp çantasını alır ve çıkar.)

Burcu

Oh beee! Kurtuldum!

(Muhittin ayağa fırlar)

Muhittin

(Marş söyler)

İzmir’in dağlarında çiiiiçekler aaaçaarr…

(Kadın şemsiyeyi, önlem olarak Burcu’ya dönük tutuyordu. Burcu çıkıp Muhittin şarkıya başlayınca, kendini korumak için Muhittin’e çevirir. Muhittin şarkı bitince hemen yerine oturur. Bu arada Toraman horlar. Kadın panikle şemsiyeyi ona döndürür. Çeki okur. Rakam çok hoşuna gider. Şemsiyeyi etrafa sallaya sallaya kaçar gider.) 

hanzadeservi@gmail.com

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

Fiyasko doğum günü (1)

(Tipler: Gamze, Elif, Akın ve Tunç.

Doğum günü planladıkları arkadaşın adı: Can.

Gamze’nin elinde not defteri ve kalem var. Diğer üçü de odanın değişik yerlerine oturmuş, konuşuyorlar.)

 

Gamze

Evet arkadaşlar. Can’ın sürpriz doğum günü partisi için önerilerinizi bekliyorum.

 

Tunç

Dansöz çıksın pastadan!

 

Elif

Iyy, bula bula bu iğrenç klişeyi mi buldun Tunç?

 

Tunç

Dansöz asla klişe değildir Elif Hanım! Yabancı dizilerde bile striptizci falan çağırıyorlar yaa.

 

Gamze

Ama o, bekarlığa veda partilerinde oluyor, doğum günlerinde değil.

 

Tunç

İyi, o fikri Can’ın bekarlığa veda partisine saklayalım.

 

Akın

Yani yüz yıl sonraya.

 

Hepsi

Hahahahahaha!!!

 

Elif

Ay öyle demeyin yaa, yazık! Utangaç çocuk, n’apsın?

 

Akın

Ya kızlarla konuşmaya falan utansa tamam da, bu hoşlandığı kızın suratına bile bakamıyor.

 

Tunç

Evet, o yüzden cesaretini toplayabildiği tek gecede, Beyza’ya değil, mekanın 1.90’lık badigardına ilan-ı aşk etti manyak.

 

Elif

Asıl o değil de, Beyza’nın “Seni seviyordum Can, ama meğer sen şeymişsin” diyerek orayı terk etmesi Can’ı yıktı.

 

Gamze

Neyse, bu parti ona moral olacak. Şimdi, adam gibi fikirlerinizi bekliyorum.

 

Tunç

Çikolatalı, kocaman pasta.

 

Gamze

Yazar

Çikolatalı, kocaman pasta. Tamam. Başka?

 

Elif

Ya, böyle çok alışılmış olmasın. Aşalım abi.

 

Akın

Esma Sultan’ı tutalım?

 

Elif

Aşalım dedim, banka soyalım demedim. Meselaaa, odanın her yerine renkli yılbaşı ışıkları falan takalım.

 

Gamze

(Yazar)

Renkli ışık. Tamam.

 

Akın

Önce ışıkları kapatacağız ya, kapattığımızda yılbaşı ışıkları açık olur. Sonra tüm ışıkları açıp SÜRPRİİİİZ diye bağırırız.

 

Gamze

(Yazar)

Sürpriiiiz diye bağırırız, tamam.

 

Tunç

Bu da her ağzımızdan çıkanı yazıyo ha.

 

Gamze

Ya abi tamam da, bunlar zaten her doğum gününde yapılan şeyler. İlginç bir şeyler bulsak?

 

Akın

Beyza’yı ikna edip çağıralım?

 

Gamze

Süper! Kim ikna edecek peki?

 

Tunç

Ben ederim.

 

Elif

Ay yaşasıııın! Can çok sevinecek.

 

Tunç

Ya hani bir de onun Facebook’tan bulduğu ilkokul arkadaşı vardı. Ankara’da yaşayan… Çocukluklarından beri görüşmemişler. Hep bahseder.

 

Gamze

Semih mi?

 

Tunç

Hah! Onu da çağıralım.

 

Gamze

Yazar

İşte şimdi sıra dışı bir parti olmaya başladııııı… Akın, sen Semih’in Msn adresini Can’ın bilgisayardan alırsın gizlice, çağırırsın çocuğu.

 

Elif

Pastayı da ben yaparım!

 

Akın

Tunç’un partisinde yaptığın o kocaman pastadan yap.

 

Tunç

Hediye işi ne olacak?

 

Gamze

Aramızda para toplayıp, pahalı, marka bir kol saati alalım diyorum.

 

Akın

Tamam. Haaa, Tunç da dansöz kıyafeti giysin.

 

Elif

Süper yaaa, hahahaha!

 

Tunç

Bana ne ya, giymem ben dansöz kıyafeti. Niye Akın giymiyor?

 

Akın

Oğlum bende sendeki endam, sendeki güzellik yok ki, puhahaha!

 

Gamze

Ay hatırım için Tuuunç! Bak çok eğleneceğiz.

 

Tunç

Öff, tamam, tamam.

 

Gamze

(Yazdıklarını okur)

Pastayı Elif yapıyor. Tunç Beyza’yı partiye gelmeye ikna edecek. Akın Semih’i çağıracak. Ben ışıklandırmayı halledeceğim. Aramızda para toplayıp Akın’a verelim. Onun yolunun üzerinde şık bir saatçi var, oradan alsın.

 

Tunç

Oğlum, zamanında git al haa. Gecikme.

 

Akın

Niye gecikeyim yaa?

 

Tunç

Meşhurdur senin gecikmelerin. Bak dükkan kapanır da kalırsan ortada karışmayız.

 

Gamze

Haydi, herkes iş başına!

(Ortam kararır. Aydınlandığında, Tunç ve Beyza’yı görürüz. Oturmuş, konuşmaktalar.)

Tunç

Ya Beyza’cığım, valla yanlış anladın. Can seni çok seviyor.

 

Beyza

Ne diyorsun Tunç yaa? Adam gözümün önünde mekanın badigardına yazdı. İlan-ı aşk etti resmen!

 

Tunç

Onu sen sandı.

 

Beyza

NE?

 

Tunç

Eee, böyle söyleyince çok saçma geliyor, farkındayım ama valla onu sen sandı.

 

Beyza

Ben 1.90 boyunda, kazınmış kafalı, güneş gözlüklü bir adama mı benziyorum Tunç?

 

Tunç

Değil tabii de… O senin suratına hiç bakamadı ki. Aşık olunca bakamıyor.

 

Beyza

O zaman belki o badigarda cidden aşıktır. Çünkü onun da suratına bakamıyordu.

 

Tunç

Onun suratına, sen sandığı için bakamıyordu. Ya, n’olur gel işte doğum gününe. Aranızı yapalım.

 

Beyza

Bilmiyorum Tunç. Can gay galiba.

 

Tunç

Valla değil. Olsa en başta ben bilirdim.

 

Beyza

Nasıl yani?

 

Tunç

Eee, yani olsa söylerdi. O kadar yattık.

 

Beyza

NE???

 

Tunç

Ne??? Yok! Yattık derken, öyle değil. Biz balayı suitindeyken…

 

Beyza

Siz Can’la balayı suitinde mi kaldınız?

 

Tunç

Otelde başka oda yoktu. Yani orada da yatak iki kişilik. O manada yattık. Yani aynı yatakta. Ayak-baş yattık zaten.

 

Beyza

Ayak-baş mı?

 

Tunç

Yani onun ayağı benim ağzımda… Yani, ayağı burada, benim ayağım onun başında. Of Beyza yaa, gel işte n’olur!

 

Beyza

(Biraz düşünür)

Peki Tunç. Senin hatırın için geleceğim. Ama bu sefer de bana açılamazsa, bu konu kapanır.

 

Tunç

Tamam! Kapanır valla. Hehehe… Ama emin ol, o partiden sevgili olmuş halde ayrılacaksınız.

(Etraf kararır. Tekrar aydınlandığında, Elif pasta yapıyor. Un, yumurtalar vs. Bir kaba

boşaltıyor, mikserle karıştırıyor.)

Elif

Harika olacak bu pasta.

(İçeri erkek kardeşi girer.)

Oğlan

Abla?

 

Elif

(Korkar, bir şeyleri döker)

Ay! Ne var Emir?

 

Oğlan

Siyah gömleğim nerede?

 

Elif

Ütülenecek.

 

Oğlan

Ütülesene.

 

Elif

Olmaz. Can Abi’ne pasta yapıyorum.

 

Oğlan

Yaaa, ütüle yaa! Kız arkadaşımla buluşacağım!

 

Elif

Öf Emir! Tamam. Gel sen de mikseri tut, bunu karıştır.

(Elif içeri gider. Oğlan, pasta malzemesinin yanına gelir.)

Oğlan

Can Abi acayip utangaç bi adam. Erkeklerin yüz karası. Dur ona bir kıyak geçeyim.

(Buzdolabını açar, bir şişe çıkartır)

İşte bira. Biraz alkol, Can Abi’yi açar belki, hehehe.

(Birayı, pasta karışımının içine döker. Elif gelir.)

Elif

Gömleğin odanda.

(Oğlan sinsice gülerek çıkar. Elif pasta yapmaya devam eder.)

Elif

Harika olacak valla.

(Ortalık kararır. Tekrar aydınlandığında, bir tip, bir odadadır. Masada bilgisayar vardır.

Tip yanından geçerken, Msn’deki mesaj sesi duyulur. Tip, bilgisayarın başına oturur. Bu

sahne boyunca tip, hem karşı tarafın yazdıklarını hem kendi yazdıklarını bize okur.

Tip: Memo)

Memo

(Bilgisayara bakarak okur)

Semih, slm, nbr?

(Memo, içeri seslenir.)

Semih? Oğlum, nerdesin? Püüü, tuvalete girmiş. Bir saatten önce çıkmaz.

(Yine bilgisayara döner.)

Bakalım kimdenmiş. Akın. Aman beee, kız olsa n’olurdu sanki? Akın diye kazma çıktı karşımıza.

(Cevap yazar)

Slm, iyilik sağlık. Senden nbr?

(Bekler, okur)

Ben Can’ın arkadaşıyım. Can kim be? Öyle de denmez tabii.

(Okur)

Can’ın doğum gününe gelir misin? Ne işim var lan benim elalemin doğum gününde? Haa, bi saniye yaa, beni çağırmıyor ki zaten, Semih’i çağırıyor. Ulan Semih, ne şanslı herifsin. O doğum gününde ne biçim kızlar vardır şimdi.

(Cevap yazar)

Aaa, tabii ki gelirim. Nerede?

(Okur)

İstanbul mu? Haydaa, nasıl bulacağız bilet parasını? Neyse yaa, buluruz.

(Yazar)

Partide kızlar da var mı?

(Okur)

Var tabii. Oh oh!

(Okur)

Hatta Tunciye dansöz olacak, ha ha ha! Tunciye kim lan? Amaan, kimse kim. Dansöz de var işte, süper, hehehe…

(Semih gelir. Memo hemen bilgisayarı kapatır)

 

................devamı 2. bölümde.........................

« Sonraki ::